Monday, January 19, 2009

yabadabadubai spor sayfaları

dubai'de de spor denince akla ilk futbol geliyo.  holigan ingilizlerin maçları izlemesi için bi sürü lcd ekranlı, bilardo masalı, draft beerlı pub mevcut.  david becham'ın maymuş suratı her gün gazetelerin spor sayfasında yer buluyo ki her gün bechamın çıktığı bi maç olması ihtimali benim çok çok zayıf futbol dağarcığımla da olsa çelişiyo.  futbolun yanısıra burda gazlanan sporlar rugby, horse racing, golf ve buzhokeyi.  Özellikle son dönemde artış gösterdiği söylenen çocuk obezitesine karşı radyoda golf ve buzhokeyi kursu reklamlarına rastlayıp duruyorum.  (kadınların zayıflaması için önerilen yöntem tabiy ki "shop till you drop" yöntemi) aşağıdaki fotoğrafları aslında uzun süre önce dubaimall'un buzpistinde çekmiştim. küçük oğlan çocuklarının buzhokeyi oynamaktansa korumalara güvenip kendilerini korkusuzca yere atarak eğlendikleri bir spor türü yarattığı pistin önü kahkahalarla onları izleyen seyircilerle dolmuştu.  o sırada kendimi, izleyen varsa hatırlayacaktır 'La Fidélité' filmindeki Sophie Marceau sanarak bi kaç tane fotoğraf çekmiştim. o ruhhalini en iyi yansıtan resim en alttaki "artistik patinaj" ismini verdiğim fötö galiba. 


1-rüştü:

2- rüştü mü düştü?


3-çok küçükler yaa

4-artistikpatinaj

19 comments:

ali said...

o değil de "la fidelite" iyiymiş, kendini "vicky, cristina barcelona"nın ikincisine benzetmemişsin, kıyak bariz.

melkur said...

ikincisi kim? o ne? bu komenti anlamadim..

abdullah alkan said...

extreme tembeling le ilgileniyorum ben şu sıralar...yaz sonu halsisizm ekolünün üstadından bu konuda birkaç ipucu alma şansım oldu.tavsiye ederim bedene ruha deva..

.r. (ali) said...

ikincisi cristina (üçüncüsü de barcelona), scarlett johansson hep bir arayış içinde olan bir kızı oynuyor. bir yerinde fotoğrafa sarıyor bu kız, çoluk çocuğu çekiyor. resim çekiyor. sofi marsü olmuşsun torpil yapmışsın kendine dedim, skarlet olsaydın ya.
öyle yani.

melkur said...

heeeeüüüü
şimdi anladıııım

ipkis said...

ya o film
amma cok fotoraf cekiyodu sophie filmin basinda
vays

ps. takip ediyoruz gayet.

enola is gay said...

sadece son foto biraz marceautik. o da biraz. filmde fotoraf çekemediğinden entel olmuş fotorafçıydı. emme çok afili bilgisayarı vardı ya bööle dokunmatik. umarım filmleri karıştırıp zebil olmuyorum.

enola is gay said...

zebil değil kızım o.

.r. (ali) said...

öyle mi şeyoluyordu, iyi izlemişsin.

makinesini bildiğin normal mac gibi hatırlıyorum ben. sen küçüktün o zaman mac görmemiştin. (böyle kıytırık bir konuda iddialaşmak, burayı da foruma çevirmek isterim ayrıcana)

melkur said...

çok seneler evveldi ben filmi izlediğimde fakat "BUNUN" bi ragbi olur buzhokeyi olur o tarz güzel türkiyemizin örfüne anenesine uymayan bi oyuna gidip sağa sola koşarak sporcuların fotoğraflarını çektiğini hatırlıyorum. sene 2001 filandı speys odisey zamanları ben bu filmi gördüğümde?... dolayısıyla uyduruyo olabilirim. şimdi uydurdum diye ben de gökten zebille inmek istemem. neyse sonunda bu çektiği fotoğraf gazetede spor sayfasında yerini buluyordu ki ben o kadar blur fotoğrafı bizim gasteler ölse yayınlamaz diye düşündüğümü hatırlıyorum çocuk aklımla (ufal da cebime doğru) daha söyleyecek çok şeyim var ama sizin birbirinizi çok iyi tanıdığınızdan ve beni sar sar sar makarayı yapıcağınızdan korktum. ama yapmayın lütfen çünkü bende anksiyete oluyo.

melkur said...

bildiğin normal mac hahayt

enola is gay said...

bilmem demek ki kasası normalmiş, ekranı anormalmiş. gözümün önünde o sahne. gecelikli miydi neydi. renkler genelde bööle mavi-yeşil arası bi puslu bi renk. hani mon ami pastel boyalarında doğada olmayan bi yeşil vardır ya o ve onun açık tonlarından.

sene bilmem kaç düşün. guillaume daha o zamanlar kayıp balık nemo, şimdi olsa sophie'nin peşinden mi koşar. aslında ben de görsem yolda ben de koşarım.

ben de o fotoğraflara bakıp o ne lan dedim o kadar anlıyomuşum, sora dijital fotoraf makineleri yaygınlaştı da yanlışlıkla bi kayık fotoraf çekip biz de entel olabildik tesadüfen.

+biz makara yabmayız biz mimarız adamı sadece bayarız. zaten siz memlekettaşsınız, müslüman müslümana yabmaz. kaç düzgün adam kaldı dübayide. hey gidi eski dübayi.

.r. (ali) said...

ben de adeleli sporculardan biri ile alelacele halvet olduğunu -çok afedersiniz- hatırlıyorum. bir de o upuzun filmden hepimiz ne az şey hatırlıyoruz hayret+doğrusu+valla.

blörla ilgili: buradaki mühendis arkadaşlar geçen gün gokartta çekilen fotoğraflarını beğenmediler mesela: "hep duruyor gibi çıkmışız" dediler. ne güzel di mi.

melkur çekinme, ben de seninle aynı korkuyu paylaşıyorum. zaten pınar'ın çeteleri falan var sanki.

.r. (ali) said...

yarına kadar masamda bütün #00f000 yeşili geceliklerin (ekşisözlükten baktım) ve kasası 'bildiğin normal' ekranı 'kimbilir bilmediğin ne türlü' mac'lerin listesini istiyorum.

hahaha makara kukara!

girdiğim her yorumun altına blogger'ın uydurduğu enteresan verification kelimelerini de ekliycem bundan böyle.
(hylagges)

enola is gay said...

evet hatırlıorum o sahneyi kapısız kapı boşluğunda.

bu verifikasyonları bana yazdırtan blog sahiplerine ben de kızıorum aa

melkur said...

çok geçerli sepetlerim var. yakında yabadabadubaide!!!

pinar said...

emergent architecture dedim burası ikinci sıradaydı.

inanmaysan say bak say bak saaaaaaaay bak.

pinar said...

he ben ekşisözlük çıksın diye aramıştım bi de.

bilmiomuş ki krolar.

melkur said...

sen bundan bi kaç koment önce yine ekşisözlükten bahsetmişsiniz pınar hanım!! ekşisözlüğe cevabakkı doğdu