Saturday, January 17, 2009

YİNE

hospitalize oldum.  ördeklerim enfeksiyon kapmış. entaybaytiks and dailiy visits tu die der das hospital iğne yapsınlar diye.  2009un bundan sonra sağlık getirmesi dileğim var. bu postu çok şahsi oynamış olabilirim. postmodern diyelim.  kameraman arkadaşım (sinem) odasından süremiz doldu diyo. git yataana yat sonra ben uğraşıyorum seninle de diyo olabilir. kameraman arkadaşımı seviyorum.

Monday, January 12, 2009

panasoğanik ve panaroğamik utopya

...ve o buyuk gun geldiginde, herkesin en az bir ikizi olacak... hz. melK (h.e.v.)


Sunday, January 11, 2009

iyisin! iyisin iyisin...




bana Leylek Mualla derler
yaranız iyileşmek istemeyebilir
içinizde dalga geçemiiceğiniz şeyler
büyüyebilir
ben onun için burdayım
"allllah korusun" demek için
hergün bu sayfayı ziyaret edene
bi tane lets dance benden
hadi yine...

Saturday, January 10, 2009

babamın okusa ödünü kopartıcak bipost



bu resmi çektiğim gün aldığım gazetede muslimwomen.blogspot konulu bir yazı vardı. malesef altını yeni dolmakalemimle çizmiş olmama rağmen (batıl da olsa melkur melkurdur) o gazeteyi burdaki bi kahvaltıcıda kaybettim. (eggsbenedict bildiğin çılbırmış ayrıca) (paranteze doyamıyorum)
bahsi geçen makalede avustralyalısından güney afrikalısına müslümanlığa convert etmiş kadınların blogları hakkında bir çok link veriliyordu. hepsinin şikayetçi olduğu birinci konu önyargıysa ikincisi "hijab (parantez içinde turban) modasındaki yetersizlik"ti. yukarıda tepeden tırnağa ve elindeki karton kahveye kadar trendsetter olduğu her halinden belli bir ms.black ve onun küçük çırağı var. burda da hijab modasının blogsayfası..

Wednesday, January 7, 2009

true-kitsch

dünyanın her yerinde olduğu gibi dubaide gündem israil-filistin conflict(!)  yine burda dünyanın bazı yerlerinde olduğu gibi zaten varolan yahudi düşmanlığını körüklemiş durumda... Binamızda gazeteden önce haberleri almanın mümkün olduğu bir grafiti asansörü var. (bu asansöre ilk olarak 'DUBAI IS BANKRUPT! RUN NOW!" yazısı kazındığında burada işten çıkarmalar henüz başlamıştı.) 
Bundan 4 ay once 'pussy is good' , 'f***(fuck) all SABA2 Residents!' minvalinde olan duvar yazıları bir süredir yerini "FUCK JEWS!" lara bırakmıştı. fakat geçenlerde bu büyülü SERVICE/CARGO LIFT'e bindiğimde 2 numaralı resimde (sayın aynagöz resim mi fotoğraf mı karar versin) gördüğünüz çılgın yoruma rastladım. HAYALLAH dedim.  nerden duydular, kim söyledi de... gerçekten hayallah../ 

1.


2.
(trukish bitches are worse than jews)



not: bu ara sanki agrafiyle savaşır gibiyim.  neden böyle oldu ki? 

Saturday, January 3, 2009

ve 2008... ve 2009... ve..

bunlar yapıldı\görüldü... blogluk olmadılar. daha da var ama...

baba-kız:
şezlongsuzluk:
eşk:




Einstürzende Neubauten:


iş-güç
iç-uç


Wednesday, December 24, 2008

Saturday, December 20, 2008

bu hikayede bir cuce, bir kusum aydin ve sayisiz cesit cesit freak atlanmistir...

oyle saniyorum ki size daha once dunyadaki en sanssiz iki insandan biri oldugumdan bahsetmedim. cok da dillendirmek istemedigim bu gercekle genelde devlet dairelerinde yuzlesirim. ulkemden cok uzakta oldugumdan ve burda isler TABI KI turkiyedeki gibi isliyor olamayacagindan sanssizlik powerim burada azalmis olabilir diye dusunuyodum. taa kii bunyesinde benimle beraber yuzkusurbin insan barindiran j-AFSA FREEZONE onlara calisma izni alabilmek için verdigim pasaportumu kaybedene dek. once kaybettiklerini uzunca bir sure kabul etmediler. is it lost? diye ictenlikle bir cevap bekledigim anda ingiliz dilinin tum inceliklerinden haberdar "NO! it is only MISPLACED.." dediler. sonunda sirketim careyi beni bu devlet dairesine gondermekte buldu. ilk girdigim anda bir aziznesin kitabi efendime soyliyim bir sener sen filmi yasamaya baslayacagimdan icten ice haberdardim ama hic kaybetmedigim iyimserlikle 8 numarali deskin onunde beklemeye basladim. deskte insanlara "yardimci olmakta" olan kadin dikkat dagiticak derecede guzeldi. buna ragmen cevredeki kimsenin calismadigini, birbirleriyle sakalasan arap insanlarini ve birbirlerini dostca burnundan open beyaz elbiseli adamlari farkedebildim. Lisa Bonet'nin kopyasi diyebilecegimiz bu hanimefendinin huzuruna nihayet 2-3 saat sonra cikabildigimde namazvari, enteresan jestlerle bana bir 'bugun git yarin gel!' cekti. "EYVAH!"ti, "DEMEK YINE..."ydi... hatta "WHY ME!" ydi.


Ertesi gun ve ertesi gunlerde bu hanimkizla zaten samimi olacak; koca binada gercekten calisir gibi gorunen bir tek adam oldugunu farkedecektim. Bu adamin yaptigi isin ne oldugunu merak ederken sanki o adam benim isimi cozebilir diye dusunecek fakat yanina varmaya cesaret edemeyecektim. Bu arada cevredeki insanlar degisiyor, ben ayni kaliyor oldugumdan, sirin bazi calisanlarin arasinda alay konusu oldugumu farkettim. arada bana gelip "bulundu mu?' diye sorduktan sonra benden hayir cevabini alinca arapca konusup saklamaya gerek duymadan gulmeye baslamalari pasaportumun akibetini zaten bildigim halde gururuma dokunuyordu. Pasaportumu bulduklari anda ulkeme donup acil bir ameliyat olacagim yalanini bu sirada uydurdum. artik bana aciyor, kanserin pencesinde kivranmakta olan bedenimi bol kopuklu kapucino ikramlariyla ayakta tutmaya calisiyorlardi. (tabiy ki kanserim demedim yok artik??) En nihayetinde pasaportumu kaybettiklerini kabul ettiklerinde beni baska bir hanimin yanina gonderdiler. o hanim bana iki gozum onume aksin soyle dedi: "you know kader? maybe this is kismet.. maybe your airplane will crash on your way.. everything is from allah" o an bir kahkaha attim. ama kadin saka yapmiyordu. bana artik kullandigim cok agir ilaclarin etkisiyle delirdigimi anlayan gozlerle bakti ve kayip raporumu yazacagini soyledigi beyin yanina gonderdi. bu bey ilk gunden farkettigim 'OFISTEKI TEK CALISAN BEY'di. isinin kayip belgelerini yazmak oldugunu daha once tahmin edemedigim icin kendime sasirarak, adimi soyadimi zaten hazir olan bir word dosyasina 20 dakikada arap harflerine cevirmeye calisarak yazmasini izledim. AH COK TATLIYDI!
bu olaylardan bir kac post cikabilicegini onceden farketmis oldugumdan orda allahin adiyla beni rahatlatan hanimi ve is arkadasini yukaridaki sekilde gizlice fotograflamayi basarmistim ki daha iceri girerken strickly forbidden oldugu belirtilen bu eylem bence hala basima is acabilir. fakat bu tip tehlikeler beni yildirmaz blogumun taci okuyucu. yabadabadubaiyi gelistirmek, sizi burda yasanan olaylardan haberdar etmek adina takside karakola kayip mektubunu gotururken orada cep telefonumla gizlice cekecegim fotograflarin provasini yapiyordum;


nihayetinde karakola vardim ve asagidaki fotograflari cektim...



karakol tabelalarinda ingilizce ceviriler yoktu.


son olarak dubai polisinin fotografini mesaj atiyomus gibi yaparak cektim ve kayip belgemi alip ilerleyen bir kac gun icinde ameliyatimi olabilecegimi bilmenin mutluluguyla oradan ayrildim.

tek pismanligim korkaklik edip polisin kirmizi rugan pabuclarini cekmeyisimdir yabadabadubai okuyucusu...
ufff cok uzun bi post oldu
you know you love me.
melkuri

Tuesday, December 16, 2008

kucuk daglari BEN yarattim

atletik bey ve frame intruders...
dubai'nin yapay adalari, golleri, nehirleri ve bitki ortusunun yanisira o gun bir de yapay dagi vardi. bu ulu dagi, atletik bey ve birkac arkadasi gozlerimin onunde yukarida gordugunuz amac ugruna konstraktettiler. su aralar bana siddetle 'fuck feminism' dedirten santiyemin yerine bu dagin yapiminda ve kullaniminda yer almak fena olmazdi. en azindan eteklerinde piknik yapardik degil mi? resmi kerem iseri cekti, kirmizi colorsplash kullanat lomoyla cekti, filmin inanilmaz boktan bir sekilde scan edilmesinde buyuk payi olan emirates mall fotograf studyolarina tesekkuru borc bilirim.
and special thanks to tracing emin for she's accused me of being a lazy blogger